
Süper Dünyalar Daha Sulak
Gökbilimcilerin gözlem sonuçlarını istatistiğe vurduklarında vardıkları sonuç, yalnızca kendi gökadamız Samanyolunda bile on milyarlarca dünya benzeri gezegen olduğu. Dünya benzeri diyoruz demesine de, galiba sözün gelişi. Şimdiye kadar belirleyebildi
Peki, yaşama uygunlar mı?
Tanıdığımız yaşam için sıvı suyun varlığının gerekli olduğunu biliyoruz. Dünya benzeri Güneş-dışı gezegenlerin yine milyarlarcasının da, yıldızlarına sıvı suyun var olabileceği sıcaklıklara izin veren bir uzaklık aralığında bulunan ve yaşam kuşağı denen bir bölge içindeki yörüngelerde dolandıklarını da gökbilimciler söylüyor. Ancak, yaşam kuşağı içinde yer almak, her zaman suyun varlığına işaret değil. Örneğin, Güneş Sistemimizde Venüs ve Mars da yaşam kuşağında, ama kontrolden çıkmış bir sera etkisiyle cehenneme dönen Venüs suyunu çoktan kaybetmiş, milyarlarca yıl önce okyanuslarla kaplı Mars da bugün donmuş suyun toprak altında kalabildiği soğuk bir çöl.
Yaşam için suyun varlığının yanı sıra bir gereklilik de, suyun bizler gibi gelişkin organizmaların evrilmesine yetecek kadar uzun sürelerde varlığını sürdürebilmesi. Bizler, varlığımızı Dünyanın okyanuslarını yaklaşık 4,5 milyar yıldır koruyabilmesine borçluyuz. Ancak, yeni bir araştırma süper dünyaların su bolluğu açısından Dünyadan daha şanslı olduğunu gösteriyor.
Harvard-Smithsonian Astrofizik Merkezinden bir ekibin gerçekleştirdiği çalışmayı yöneten Laura Schaefer, Bir gezegenin yaşam kuşağında olup olmadığını belirlemek için genellikle yıldızından uzaklığı ve sıcaklığı gibi parametrelere bakılıyor. Oysa, okyanusların varlığı da bu parametreler arasında düşünülmeli ve süper dünyalarda şöyle güzelce yelken basılıp sörf yapılabilecek bölgeler de araştırılmalı diyor.
Araştırmacılara göre, Dünyanın yüzeyinin %70ini kaplayan su, gezegenimizin kütlesinin çok küçük bir bölümünü, ancak yüzde 10unu oluşturuyor. Dünyanın yüzde 90ıysa kaya ve demir. Çalışmanın yazarlarından Dimitar Sasselov, Dünyanın okyanusları çok ince bir tabaka; banyo aynasının üzerinde yoğuşmuş buhar gibi diyor.
Ancak dünyamız, birkaç okyanus doldurmaya yetecek kadar suyu da kabuğunun altındaki manto tabakasında barındırıyor. Buraya su, levha tektoniği denen süreçle, yani, dünyanın kırık kabuğunun kıtaları ve okyanusları üzerlerinde taşıyan parçalarının hareketi sonucu giriyor. Okyanusları üzerinde taşıdığı için daha ağır olan levhalar, kıtaları taşıyan levhaların altına dalarak manto tabakasının içine batarken, okyanus sularını da birlikte sürüklüyorlar. Bu durumda dünyamızın suyunu çoktan yitirmesi gerekirdi. Suyunu koruyabilmiş olmasının nedeni, mantoya sızan suyun, başta okyanus tabanındaki sırtlardan yayılarak kaybolan kabuğu yenileyen süreçle olmak üzere ,mantodaki suyun volkanik etklinliklerle yeniden yüzeye çıkması.
Schaefer ve ekibi, bu sürecin süper dünyalarda da işleyip işleyemeyeceğini görmek için dünyamızın beş katı kütleye ve 1,5 katı çapa sahip gezegenlerin model alındığı bilgisayar simülasyonlarından yararlanmış. Görülmüş ki, Dünyanın iki katından dört katına kadar kütlede olan gezegenler, okyanusları oluşturup korumada Dünyadan daha başarılı. Bu gezegenlerin okyanusları (kırmızı dev aşamasına doğru evrilen ve genişleyen yıldızları tarafından buharlaştırılmadıkları takdirde) 10 milyar yıl kadar varlıklarını sürdürebiliyorlar. Oysa gökbilimcilerin hesapları, 4,5 milyar yaşındaki Dünyamızın okyanuslarının Güneşin de yaşlanmasına paralel olarak 1 milyar yıl sonra tümüyle buharlaşmış olacağını gösteriyor. 5 dünya kütlesindeki bir gezegeninse, okyanuslarını ancak 1 milyar yıl sonra oluşturabileceği ortaya çıkmış. Nedeni, gezegenin kabuğunun kalınlığının, mantodaki gazların (ve su buharının)yanardağlarla yüzeye çıkması sürecini geciktirmesi.
Simülasyon sonuçları, yaşam barındırabilecek gezegen arayışları için de ipuçları veriyor: Gökbilimciler fiziksel özellikleri ve konumları yaşam barındırmaya uygun gezegenler üzerindeki olası yaşam imzalarını, bu gezegenlerin atmosferlerinde arıyorlar. Yaşam için gereken kimyasal süreçlerin oluşmasıysa zaman alıyor ve ortaya çıkan yaşamın da bir gezegenin atmosferini değiştirmesi ayrıca zaman gerektiriyor. Bu durumda, evrimin dünyadaki hızla ilerleyeceği varsayılacak olursa, gelişkin yaşam formlarının 5,5 milyar yaşında, yani dünyamızdan 1 milyar daha yaşlı dünyalarda aranması gerekiyor.
HABERE YORUM KAT
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.